26 Mart 2010 Cuma

Yıldız Savaşları Başlıyor

0 yorum

Uzun bir aradan sonra yazmaya karar verdim. En son yazım "Fenerbahçe-Galatasaray" derbisi ile ilgiliydi. Yine bir derbi yazısıyla geri döneyim dedim.

Hafta başında Galatasaray önemli bir ismini kaybetmişti. Sayın Özhan Canaydın yani futbolun beyefendisi aramızdan "sessizce" değil "alkışlarla" ayrıldı. Sadece Galatasaraylısı değil Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı da üzüldü onun bu gidişine...

Gelelim derbiye. Her iki ekip için de zor bir maç... Aslında bu maçın tansiyonunu Cuma günü oynanacak olan İ.B.B - Bursaspor maçı belirleyecek. Malum İ.B.B.'de şu anda şike skandalı var. Her ne kadar Kenan Hasagiç, Taner Gülleri ve Arif Erdem temiz çıksa da morallerinin bozuk olduğu gerçeğini değiştirmez. Neyse... Konu dağılmasın. Biz tekrar derbiye dönelim.

Frank Rijkaard Galatasaray TV'deki "Rijkaard ile Soru-Cevap" Programında maçı kazanacak ekibin ilk önce soğuk kanlı olması gerektiğini defalarca vurguladı. Tahriklere kapılmamaları gerektiklerini, böylece sakin olan tarafın maçı kazanacağını söyledi. Kesinlikle haklı. İlk maçta Keita'nın sinirinden ötürü kaybedilen bir maç vardı ve şimdi işi sıkı tutuyor.

Fenerbahçe serseri mayın gibi... Bir iyi bir kötü. Kaznadığı maçlarsa hep tek farklı. Derbi havası farklıdır ona birşey denemez ama sergilediği futbolu Galatasaray karşısında da devam ettirirse yenilgi kaçınılmaz olur.

Gelelim oyuncu profillerine. Galatasaray'da Arda Turan'ın ilk 11'de oynaması zor gözüküyor. Kendisi oynamak isteyecektir ama Rijkaard gibi bir profesyonel Arda gibi amatör bir ruha sahip değil. İlk 18'de Baros ile birlikte yerini alacağını düşünüyorum. Maçın kilit ismi ise ilk maçta hiçbir varlık gösteremeyen bununla da kalmayıp takımının başını yakan Abdul Kadar Keita olacak. İlk müsabakadaki hatalarını telafi edip, hırslı oynayacaktır. Sol bek sıkıntısı çeken Fenerbahçe'nin (ne Vederson ne de Santos gerçek bir solbek) o kanadını sıkıntıya sokacağını düşünüyorum. Galatasaray'da sıkıntılı bölge orta saha. Topu gevelememesi, tüm pasları Elano'ya ulaştırması gereken bir orta saha kurgusu gerekiyor Galatasaray'a... Defansif olarak da arka bölgeye yardım etmesi gerekiyor.

Fenerbahçe'de ise Emre Belözoğlu'nun oynayıp oynayamayacağı belli değil... Eğer oynarsa maçın kaderini değiştirebilir. Alex ise Galatasaray için her zaman büyük bir tehlike olmuştur. Eğer Emre oynamazsa, Galatasaray orta sahası Alex'i kitlerse Fenerbahçe maçı başladığı gibi bitirir. Çünkü Güiza'yı besleyecek adamı oynatmazsan, gol bulman mucize olur.

Her sonuç yaşanabilir. Sonuçta derbi bu. Ama bu maça damgasını vuracak isimler şüphesiz ki Frank Rijkaard ve Cristoph Daum olacaktır. Kim oyunu iyi okursa, hamlelerini doğru kullanırsa amacına o ulaşacak. O zaman "oyun başlasın!"

25 Ekim 2009 Pazar

Kod Adı: "Sürpriz"

0 yorum

Tüm futbolseverlerin beklediği gün geldi çattı nihayet... Daha doğrusu Türk futbolseverlerin beklediği gün desek yanlış olmaz... Yıllardır "Dünya Derbisi" diye birçok beyin uyutuldu ama artık herkes herşeyin farkında. Bakalım bugünkü derbiyi dünya basınından kaç gazeteci takip edecek?

Gelelim asıl meselemize yani derbiye... Fenerbahçe'nin ezici üstünlüğü malum. 9 senedir sahasındaki bütün lig maçlarını kazandı. Bir kaç tane de ezici skor elde etti ezeli rakibi Galatasaray'a karşı. Bugün de sansasyonel bir skor elde edilir mi sorusu herkesin kafasında...

Açıkçası bu maçta herşeyin mümkün olacağını düşünüyorum. Yani Fenerbahçe Galatasaray'a 6 gol ya da fazlasını atsa hiç şaşırmam. Ama Galatasaray da Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda böyle bir skor gerçekleştirse yine şaşırmam. Çünkü Galatasaray'ın kadro kalitesi ortada. Herkesin dilinde Galatasaray'ın defans kurgusu var. Her maçta gol yediği, birinci bölgede inanılmaz sorunları olduğu konuşuluyor. Evet doğru. Ama sonuç olarak bu maç özel bir maç ve bu sorunun çözülemez bir durum olacağı anlamına gelmez. Eğer Galatasaray'ın ileri uçtaki oyuncuları birinci bölgeye yardımlarını esirgemezlerse, koşarlarsa ve önde basarlarsa Fenerbahçe'ye çok zor anlar yaşatacaklardır. Öte yandan Sarı-Kırmızılıların rakibinden daha efektif ve skoru değiştirebilecek oyuncuları daha fazla. Keita, Baros, Nonda, Arda, Kewell, Servet, Elano. Bu isimlerin gol atma potansiyelleri çok yüksek. Eğer Cim-Bom sakin bir oyun sergileyip, daha sonra atak futbol düşüncesini gerçekleşrtirirse sahadan galibiyetin yanı sıra "farklı galibiyet"le bile ayrılabilir. Frank Rijkaard faktörü de Galatasaray için büyük bir şans... Sonuçta kendisi Barcelona ile birçok büyük maça çıkmış ve bu zorluğu bilen tecrübeli bir teknik adam.

Ev sahibi ekip Fenerbahçe'ye gelince... Psikolojik olarak maça 1-0 önde başlayacak. Sonuçta 9 yıldır rakibine karşı galibiyet serisini sürdüren bir takım Fenerbahçe. İkinci avantajı ise seyirci. Gerçekten ateşli ve heyecanlı bir taraftar potansiyeline sahip ve her iki taraf da (taraftar ve futbolcular) özel olarak bu maç için hazırlanacaktır. Derbide Alex ve Guiza yer alacaklar. Bu da üçüncü avantajı. Maçın sıkıştığı anlarda Alex kilidi açabilecek bir oyuncu. Guiza da aşırtma golleriyle meşhur. Kaleci Leo Franco da maç boyunca kalesinin 10 adım önünde durduğunu düşünürsek bir aşırtma golü izleyebileceğimizi düşünüyorum.

Sürprizlerle dolu bir derbi olma potansiyeli yüksek bir maç. Bol gollü beraberlik ya da galibiyet olabilir. Her iki taraf da galip gelebilir. Hiç şaşırmam. Ama 0-0'lık bir skor herkesi dumur eder...

17 Ekim 2009 Cumartesi

De Sanctis vs Leo Franco

0 yorum

Bugün Milliyet gazetesinde Morgan De Sanctis röportajını okudum. Galatasaray'ın eski file bekçisi kendisini Leo Franco ile karşılaştırmış ve kendisinin ondan daha iyi bir kaleci olduğunu iddia etmiş. De Sanctis: "Leo Franco yıllardır Arjantin milli takımı kadrosuna çağrılmıyor. Oysa ben Buffon'un yedeğiyim ve her zaman çağrılıyorum" demiş. Yani bu cümlesinde Buffon'u baya bir övmüş... İki oyuncunun kariyerlerine şöyle bir bakalım...

Morgan De Sanctis: Pescara (1994-1997), Juventus (1997-1999), Udinese (1999-2007), Sevilla (2007-2008), Galatasaray (2008-2009) ve Napoli (2009-...)

Leo Franco:
Independiente (1995-1997), Club Polideportivo (1997-1998), Mallorca B (1998-1999), Real Mallorca (1999-2004), Atletico Madrid (2004-2009), Galatasaray (2009-...)


- Sanctis Udinese'deyken, Franco ise Mallorca'dayken yıldızı parladı.
- Sanctis Udinese'den Sevilla'ya, Franco Mallorca'dan Atletico Madrid'e gitti. Yani ikisi de İspanya Ligi'nde buluştu...
- Sanctis Sevilla'da yedek bekledi, Franco Atletico Madrid'de tam 5 yıl boyunca neredeyse tüm maçlarda ilk 11'de görev aldı (Son yılında Fransız kaleci Coupet gelmesine rağmen kesik yemedi)


Şimdi bu verilere göz atıp, hangisinin daha iyi olduğuna siz karar verin....

30 Ağustos 2009 Pazar

Real Madrid 3-2 Deportivo

0 yorum

Goller:

Raul (26'), Ronaldo (Pen. 35'), L. Diarra (60') / Riki (30'), Valeron (46')

29 Ağustos 2009 Cumartesi

UEFA Avrupa Ligi'ndeki Rakipler (Fenerbahçe)

0 yorum

Birkaç Fenerbahçeli taraftara"grupta hangi takımların çıkmasını istersiniz?" diye sorsak heralde çoğu kişi bu takımları söylerdi. Gerçekten çok güzel bir gruba düştü Fenerbahçe. En zorlu rakip Zenit'in elenmesinden sonra 1. torbaya yükselen Steaua Bucuresti.

Steaua Bucuresti (ROMANYA)

Geçen sene Galatasaray'ı hazırlıksız yakalayıp Şampiyonlar Ligi'nde boy göstermişti Romen temsicisi. Teknik Direktörleri İtalyan Cristiano Bergodi. İtalyan olmasından dolayı olacak ki savunması gerçekten geçen yıllara göre daha güçlü ve diri. Özellikle deplasmanda çok kapanan bir ekip konumuna geldiler. Tehlikeli oyuncuları Nicolita ve Dayro Moreno. Kaleci Zapata da fena bir kaleci değil... Romanya deplasmanı boğuk ve zordur. Orada alınacak bir beraberlik hiç de kötü sayılmaz.

Twente (HOLLANDA)

Hollanda temsilcisinin teknik direktörülüğünü bir zamanlar İngiltere Milli Takımını da çalıştıran Steve McLaren yapıyor. Geçen yıl Hollanda Ligi'ni 2. sırada bitirdiler. Evlerinde gerçekten çok güzel bir futbol oynuyorlar. Geçen yıl kendi sahalarında sadece 1 maç kaybettiler. Bryan Ruiz çok tehlikeli bir forvet. Fırsat buldumu affetmeyen cinsten yani.

Sheriff (MOLDOVA)

Yine tanıdık bir takım. 2 sene önce Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Beşiktaş ile karşılaşmıştı Moldova ekibi. Geçen yılı kendi liginde şampiyon bitiren Sheriff, UEFA Avrupa Ligi'ne Şampiyonlar Ligi Play-off'undan elenerek geldi. Ön elemede Slavia Prag'ı eleyen bu Moldova temsilcisi, Play-off'ta Olympiakos'a zor anlar yaşattı. Fenerbahçe'nin kalitesi ve tecrübesiyle oynanacak iki maçı da kazanacağını düşünüyorum...

UEFA Avrupa Ligi'ndeki Rakipler (Galatasaray)

0 yorum


Zorluk derecesi orta olan bir kura çekti Galatasaray. Rakipler ne çok kolay ne de çok zor. Açıkçası Fenerbahçe'den daha zor bir gruba düştü desek yanlış olmaz. İlk maç 17 Eylül'de Yunanistan'da Olimpiyat Stadyumu'nda oynanacak. Rakipleri inceleyecek olursak;

Panathinaikos (YUNANİSTAN):

Grubun en zorlu ekibi. 71 bin kişilik kapasitesiyle ateşli Panathinaikos taraftarları Cim-Bom'a zorluklar yaratabilir. Hem futbolcuların üstünde hem de hakemin üstünde inanılmaz bir baskı olacaktır. Önemli oyunculara sahip bir takım Panathinaikos. Djibril Cisse, Gilberto Silva, Karagounis, Katsouranis, Leto ve Ninis gibi yıldız oyuncuları var. İlk maçın orada oynanacak olması Galatasaray için bir avantaj. Çünkü neyin ne olacağı henüz belli değil. Orada bir yenilgi bile alsa daha ilk maç ve telafisi var. Galatasaray o maça kadar eğer önemli sakatlıklar yaşamazsa, tam kadro sahada yer alırsa en kötü 1 puanla yurda dönebilir.

Dinamo Bucuresti (ROMANYA):

Geçen yıl bir başka Romen ekip Steaua Bucuresti yüzünden Şampiyonlar Ligi'nden olmuştu Galatasaray. Şimdi onun kardeşi Dinamo karşısına çıktı. Steaua'ya nazaran daha kolay bir ekip Dinamo. Ama mücadeleci bir oyun anlayışına sahip tipik bir Romen temsilcisi... Tanıdık isimlere de sahipler ayrıca. Bratu ve Gabriel Tamas... Bakalım bu ikili oyunlarını geçmiş zamana göre geliştirdiler mi hep birlikte göreceğiz. Dinamo'nun sahası geçmiş maçlarda çıkan olaylar nedeniyle 3 maç kapalı olacak. Bu, Galatasaray için bir avantaj. Seyirci baskısı ve o kötü taraftar baskısını futbolcular hissetmeyecek.

Sturm Graz (AVUSTURYA):

4. torbadan en çok istediğim takımdı bu takım. Özellikle Galatasaray için... Maksat nostaji olsun. En son Şampiyonlar Ligi'nde 2000-2001 sezonunda karşılaşmıştı Galatasaray... Hani son dakikalarda top çevirmişti iki takım ve büyük bir kıyak geçerek Galatasaray'ı bir üst tura çıkartmıştı... Bu grupta da böyle bir olay olur mu bilinmez... S. Graz, gruplara kalmadan önce Türkiye'nin belalısı Metalist Kharkiv'i eledi ve hafife alınmaması gerektiğini bizlere gösterdi. Dikkatli olmak lazım, küçük görmemek lazım...