galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2010 Cuma

Galatasaray Ruhu

0 yorum

Dün oynanan Galatasaray - Karpat Lyiv maçından bir görüntü... Bu ikili dün Galatasaray'ın imajını kurtaran isimler oldu. Dünkü maçta kaç Türk futbolcuda böyle bir hırs ve Galatasaray Ruhu'nu temsil eden kişi vardı? Kaptan Arda da dahil bu soruya...

Hala tam oturmamış, eksik kadroya transferler bekliyor Galatasaray camiası. Transferler geldi diyelim, bir de bu yenilerin alışma süreçleri olacak... Transferler bugün gerçekleşse bile adaptasyon süreci en az 1 ay olacak yeniler için. Rijkaard'a tanrı sabır versin. İşi gerçekten çok zor.

Son olarak; eğer Galatasaray ikinci maçta da böyle oynarsa geçen yıl Beşiktaş'ın yaşadığı Metalist Kharhiv kabusunu yaşar. Fakat şu resimdeki ruhu 11 kişi sahaya yansıtırsa "Merhaba UEFA Avrupa Ligi".

17 Ağustos 2010 Salı

Galatasaray'ın Şampiyonluk Reçetesi

1 yorum

Frank Rijkaard-Johan Neeskens denildiğinde kuşkusuz hepimizin aklına Hollanda ekolü gelir. Hollanda ekolü nedir? Total futboldur, 4-3-3'tür vs... Yani herkes toplu hücum-toplu defans yapacak demektir.

Son dönemlerde bu futbol anlayışını yerine getirmeyen ve eleştirilen Galatasaray'da suçlu olarak ilan edilen kişi Frank Rijkaard. Bazı Galatasaray taraftarı "gitsin" diyor bazısı ise "sabretmek lazım" diyor. Ben ise ikisine de karşıyım.

"Gitsin" diyenlerin hepsi Michael Skibbe'ye de son maçında Kocaelispor karşısında "İstifa" diye bağırmıştı. İstifa etti de ne oldu? Takım tecrübesiz Bülent Korkmaz'a emanet edilmiş ve 5'inci olunmuştu. Skibbe'yi çok başarılı buluyordum (o maçta Kocaeli'den 5 yenmesine rağmen). Çünkü Skibbe modern futbolun gereklerini yerine getiriyordu (Rijkaard ise daha geleneksel davranıyor). Galatasaray'ın Avrupa'daki sarsılan karizmasını da düzeltmişti Benfica, Olympiakos ve Bordeaux maçlarında... Ama gönderildi işte... Yerine Bülent Korkmaz geldi, o da gönderildi... Şimdi ise Frank Rijkaard sırada.

"Sabredilmeli" diyenleri de "şu an" hayalperest olarak görüyorum. Frank Rijkaard'ın oynatmak istediği sistemdeki en önemli bölge orta sahadır. Orta sahanda 1 tane defansif özellikleri yüksek, 1 tane oyunu 2 yönlü oynayabilen (defans ve ofans özellikleri yüksek) ve 1 tane de iyi bir hücumcu gereklidir. Rijkaard bu sistemi kimlerle uygulamaya çalışıyor? Mustafa Sarp, Barış Özbek, Ayhan Akman... Nasıl sabreder Galatasaray taraftarı bu futbolcularla? Yaşları genç değil ki kendilerini geliştirsin? Belli bir futbol kapasitesine erişmiş ve artık gelişime kapalı oyuncular hepsi (Barış Özbek genç ama onun da gelişime açık olduğunu sanmıyorum).

Eğer Galatasaray güzel oyun izletmek, total futbol oynatmak istiyorsa (Galatasaray yönetimine geliyor bu tavsiyem) mutlaka orta sahasına en az 2 kaliteli transfer yapması şart. Galatasaray'ın şampiyonluk reçetesi orta sahasını şekillendirecek 2 kaliteli oyuncudan geçiyor.

Son olarak Galatasaray son 8 yılda tam 9 teknik adam değiştirmiş, 2002 yılından beri istikrar ve başarı da gelmemiş. Lütfen Galatasaray taraftarı ve yönetimi bunu da göz önüne alsın ve teknik direktörüne sahip çıksın.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Her eve lazım: Lorik Cana

0 yorum

Lorik Cana'yı özetlemek şu iki kelimeyle daha kolay olacaktır: "Savaşçı" ve "Cesur". Yukardaki fotoğrafta kendinden emin bir şekilde poz vermiş babası Agim Cana'yla.

Lorik, her Türk futbolcunun "Ben doğuştan Galatasaraylıyım" sözüne farklı bir boyut getirdi. Kendisi "Galatasaray'ın tarihini ve Ali Sami Yen'i biliyorum" diyerek 'doğuştan' Galatasaraylı olanlardan daha samimi geldi bana. Hangi kulübe, niçin geldiğini biliyor. Muhtemelen babası da anlatmıştır kendisine Galatasaray'ı...


Futbolu "gerçekten" takip edenlerin dışında, Lorik Cana çok da duyulmamış bir isim çoğu kişi için ama bütün Galatasaraylıları geldiği için memnun eden biri aynı zamanda. Kendisini 2-3 dakikalık Youtube videolarından izleyen herkes sevdi Lorik Cana'yı... En çok da hırsını ve kaybetmeye tahammülsüzlüğünü sevdi herkes. Bilenler ise "Galatasaray gerçekten çok iyi bir transfer yaptı" diyor. Hakikaten de öyle! Geçen sene orta sahası S.O.S veren Galatasaray'da bu sinyali giderecek olan isim olacak Lorik Cana. Kendisi de bunun sinyalini şimdiden verdi: "Eğer bir savaşa gidiliyorsa ilk başta ben gideceğim."

Bu sözün üstüne daha ne söylenebilir ki? Galatasaray tarihinin Prekazi ve Duro'dan sonraki üçüncü Arnavut oyuncusu hem kendisi, hem yeni takımı hem de Türk Futbolu için hayırlı olsun. Şunu da ayrıca belirteyim, her eve lazım bir oyuncu kendisi!

25 Ekim 2009 Pazar

Kod Adı: "Sürpriz"

0 yorum

Tüm futbolseverlerin beklediği gün geldi çattı nihayet... Daha doğrusu Türk futbolseverlerin beklediği gün desek yanlış olmaz... Yıllardır "Dünya Derbisi" diye birçok beyin uyutuldu ama artık herkes herşeyin farkında. Bakalım bugünkü derbiyi dünya basınından kaç gazeteci takip edecek?

Gelelim asıl meselemize yani derbiye... Fenerbahçe'nin ezici üstünlüğü malum. 9 senedir sahasındaki bütün lig maçlarını kazandı. Bir kaç tane de ezici skor elde etti ezeli rakibi Galatasaray'a karşı. Bugün de sansasyonel bir skor elde edilir mi sorusu herkesin kafasında...

Açıkçası bu maçta herşeyin mümkün olacağını düşünüyorum. Yani Fenerbahçe Galatasaray'a 6 gol ya da fazlasını atsa hiç şaşırmam. Ama Galatasaray da Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda böyle bir skor gerçekleştirse yine şaşırmam. Çünkü Galatasaray'ın kadro kalitesi ortada. Herkesin dilinde Galatasaray'ın defans kurgusu var. Her maçta gol yediği, birinci bölgede inanılmaz sorunları olduğu konuşuluyor. Evet doğru. Ama sonuç olarak bu maç özel bir maç ve bu sorunun çözülemez bir durum olacağı anlamına gelmez. Eğer Galatasaray'ın ileri uçtaki oyuncuları birinci bölgeye yardımlarını esirgemezlerse, koşarlarsa ve önde basarlarsa Fenerbahçe'ye çok zor anlar yaşatacaklardır. Öte yandan Sarı-Kırmızılıların rakibinden daha efektif ve skoru değiştirebilecek oyuncuları daha fazla. Keita, Baros, Nonda, Arda, Kewell, Servet, Elano. Bu isimlerin gol atma potansiyelleri çok yüksek. Eğer Cim-Bom sakin bir oyun sergileyip, daha sonra atak futbol düşüncesini gerçekleşrtirirse sahadan galibiyetin yanı sıra "farklı galibiyet"le bile ayrılabilir. Frank Rijkaard faktörü de Galatasaray için büyük bir şans... Sonuçta kendisi Barcelona ile birçok büyük maça çıkmış ve bu zorluğu bilen tecrübeli bir teknik adam.

Ev sahibi ekip Fenerbahçe'ye gelince... Psikolojik olarak maça 1-0 önde başlayacak. Sonuçta 9 yıldır rakibine karşı galibiyet serisini sürdüren bir takım Fenerbahçe. İkinci avantajı ise seyirci. Gerçekten ateşli ve heyecanlı bir taraftar potansiyeline sahip ve her iki taraf da (taraftar ve futbolcular) özel olarak bu maç için hazırlanacaktır. Derbide Alex ve Guiza yer alacaklar. Bu da üçüncü avantajı. Maçın sıkıştığı anlarda Alex kilidi açabilecek bir oyuncu. Guiza da aşırtma golleriyle meşhur. Kaleci Leo Franco da maç boyunca kalesinin 10 adım önünde durduğunu düşünürsek bir aşırtma golü izleyebileceğimizi düşünüyorum.

Sürprizlerle dolu bir derbi olma potansiyeli yüksek bir maç. Bol gollü beraberlik ya da galibiyet olabilir. Her iki taraf da galip gelebilir. Hiç şaşırmam. Ama 0-0'lık bir skor herkesi dumur eder...